Almanca Bağlaçlar ve Örnek Kullanımlar

Koordinierende Konjunktionen, Subordinierende Konjunktionen ve Diğer Bağlayıcılar

1. Koordinierende Konjunktionen (Eşdüzey Bağlaçlar)

Bu bağlaçlar iki bağımsız cümleyi veya aynı cümledeki eş değer öğeleri birbirine bağlar. Fiil sırası değişmez, ikinci cümlede de fiil genelde 2. pozisyonda kalır.

1.1. und (ve / and)

Örnek 1: Ich esse Brot und trinke Kaffee.
(Türkçe: Ekmek yiyorum ve kahve içiyorum | İngilizce: I eat bread and drink coffee.)

Örnek 2: Er lernt Deutsch und sie lernt Englisch.
(Türkçe: O Almanca öğreniyor ve o İngilizce öğreniyor | İngilizce: He studies German and she studies English.)

1.2. oder (ya da / or)

Örnek 1: Willst du Tee oder Kaffee?
(Türkçe: Çay mı yoksa kahve mi istiyorsun? | İngilizce: Do you want tea or coffee?)

Örnek 2: Ich kann laufen oder mit dem Bus fahren.
(Türkçe: Yürüyebilirim veya otobüsle gidebilirim | İngilizce: I can walk or take the bus.)

1.3. aber (ama / but)

Örnek 1: Ich möchte kommen, aber ich habe keine Zeit.
(Türkçe: Gelmek istiyorum ama vaktim yok | İngilizce: I want to come, but I don’t have time.)

Örnek 2: Er ist klug, aber faul.
(Türkçe: O zeki ama tembel | İngilizce: He is smart but lazy.)

1.4. denn (çünkü / because ya da for)

“denn” bir eşdüzey bağlaçtır. Yan cümlenin fiilini sona atmaz, fiil sırası korunur. “weil” ile karıştırmayın!

Örnek 1: Ich gehe heute nicht zur Arbeit, denn ich bin krank.
(Türkçe: Bugün işe gitmiyorum, çünkü hastayım | İngilizce: I’m not going to work today, because I’m sick.)

1.5. sondern (aksine / but rather)

Öncesinde genellikle “nicht” veya “kein” gibi bir olumsuzluk bulunur.

Örnek 1: Ich trinke keinen Kaffee, sondern Tee.
(Türkçe: Kahve içmiyorum, aksine çay içiyorum | İngilizce: I don’t drink coffee, but rather tea.)

1.6. Correlative Conjunctions (Çiftli Bağlaçlar)

2. Subordinierende Konjunktionen (Yan Cümle Bağlaçları)

Bu bağlaçlar bir ana cümle ve en az bir yan cümle oluşturur. Yan cümlede fiil genelde sona gider.

2.1. weil (çünkü / because)

Örnek: Ich gehe nicht aus, weil ich müde bin.
(Türkçe: Dışarı çıkmıyorum, çünkü yorgunum | İngilizce: I’m not going out because I’m tired.)

2.2. dass (ki / that)

Örnek: Ich weiß, dass du morgen kommst.
(Türkçe: Yarın geleceğini biliyorum | İngilizce: I know that you will come tomorrow.)

2.3. wenn (eğer / if; -dığında / when)

Koşul bildirirken “if” anlamına, tekrarlanan durumlarda “when” anlamına gelebilir.

Örnek 1 (if): Wenn es regnet, bleiben wir zu Hause.
(Türkçe: Yağmur yağarsa evde kalırız | İngilizce: If it rains, we stay at home.)

Örnek 2 (when/tekrarlı): Immer wenn er müde ist, trinkt er Kaffee.
(Türkçe: Ne zaman yorgun olsa kahve içer | İngilizce: Whenever he’s tired, he drinks coffee.)

2.4. falls (eğer / in case, if)

Daha ihtimale dayalı bir “eğer” vurgusu taşır.

Örnek: Falls du Hilfe brauchst, ruf mich an.
(Türkçe: Eğer yardıma ihtiyacın olursa beni ara | İngilizce: In case you need help, call me.)

2.5. ob (ıp/ıpmadığı / whether, if)

Bir şeyin olup olmadığını ifade eder.

Örnek: Ich weiß nicht, ob er kommt.
(Türkçe: Onun gelip gelmeyeceğini bilmiyorum | İngilizce: I don’t know if he is coming.)

2.6. obwohl (olmasına rağmen / although)

Örnek: Obwohl es kalt ist, gehen wir spazieren.
(Türkçe: Hava soğuk olmasına rağmen yürüyüşe gidiyoruz | İngilizce: Although it’s cold, we go for a walk.)

2.7. damit (-mesi için / so that)

Örnek: Ich lerne Deutsch, damit ich in Deutschland arbeiten kann.
(Türkçe: Almanya’da çalışabilmek için Almanca öğreniyorum | İngilizce: I’m learning German so that I can work in Germany.)

2.8. bevor (önce / before)

Örnek: Ich mache meine Hausaufgaben, bevor ich fernsehe.
(Türkçe: Televizyon izlemeden önce ödevimi yapıyorum | İngilizce: I do my homework before I watch TV.)

2.9. nachdem (sonra / after)

Örnek: Ich gehe schlafen, nachdem ich meine E-Mails gelesen habe.
(Türkçe: E-postalarımı okuduktan sonra uyurum | İngilizce: I go to sleep after I’ve read my emails.)

2.10. während (iken / while)

Örnek: Während ich koche, hört er Musik.
(Türkçe: Ben yemek yaparken o müzik dinler | İngilizce: While I’m cooking, he listens to music.)

2.11. als (…dığı zaman / when - geçmişte tek seferlik)

Örnek: Als ich ein Kind war, wohnte ich in Berlin.
(Türkçe: Çocukken Berlin’de yaşıyordum | İngilizce: When I was a child, I lived in Berlin.)

2.12. indem (-erek / by)

Bir eylemin nasıl gerçekleştiğini açıklar; “yaparak, ederek” anlamını verir.

Örnek: Du kannst Energie sparen, indem du das Licht ausschaltest.
(Türkçe: Işığı kapatarak enerji tasarrufu yapabilirsin | İngilizce: You can save energy by turning off the light.)

3. Konjunktionale Adverbien (Bağlaç İşlevi Görebilen Belirteçler)

Bazı sözcükler, “bağlaç gibi” cümleleri birbirine bağlar ama genellikle cümlenin başına geldiğinde inversion (özne-fiil yer değiştirmesi) yaratırlar. Örnek:

Örnek 1 (trotzdem): Es regnet. Trotzdem gehe ich spazieren.
(Türkçe: Yağmur yağıyor. Yine de yürüyüşe gidiyorum.)

Örnek 2 (deshalb): Ich bin müde. Deshalb gehe ich früh ins Bett.
(Türkçe: Yorgunum. Bu yüzden erken yatıyorum.)

Örnek 3 (sonst): Beeil dich, sonst verpassen wir den Zug.
(Türkçe: Acele et, yoksa treni kaçıracağız.)

4. Diğer Yapılar ve Önemli Notlar